top of page

Yanlışın Azı Çoğu

İSMAİL LATİF HACINEBİOĞLU

Mantık yanlışlarının kavramlara ve hükümlere eklenen isim, sıfat, zarf gibi tanımlayıcı, belirleyici ve sınırlayıcılar üzerinden de takip edilmesi gerekiyor. Bu noktayı ‘Aristoteles karesi’ olarak ifade edilen zıtlık ve çelişkilerin bağlamına ekleyebiliriz. İsim, sıfat ve zarf kullanımı tüm anlam ve hükmün inşa edildiği zemini belirginleştirebilir ya da değiştirebilir, dönüştürebilir. Bu yönüyle onlar da olumlu-olumsuz (müsbet-menfi), bütün-parça (küll-cüz) değerlendirmesinde olduğu gibi, dili ve hükmü belirleyen önemli bir konumlandırmadır.



Zihnin yapılandırıcı ve toparlayıcılığı ve aklın işleyiş süreçleri açık ve seçik bir şekilde güçlü biçimde ortaya konulmalıdır. Nesnenin, olayın, olgunun adını koymak, tarif etmek ve hangi hal üzere olduğunu açıklamak da bunun bir parçasıdır. Mesela, ‘az’ ile ‘çok’ arasındaki zıtlığın da mantıksal olarak farkında olunmalıdır. ‘Az şey’ ile ‘çok şey’ arasındaki fark dillendirildiğinde önemli bir mantıksal ölçünün daha anlam ve hükmün sınırlarını belirlediği görülebilir. ‘Az’ın az olarak ifadesi ve bilinmesi, yine ‘çok’ olanın anlam ve hüküm değer açısından ‘çok’ olarak ifadesi ve bilinmesi gerekir. Gerçi ‘az’ da, ‘çok’ da tikeldir; ama açıkçası ‘az,’ ‘hiç’ veya ‘hepsi’ değildir, aynı şekilde ‘çok’ da ‘hepsi’ ya da ‘hiç’ değildir. Elbette bu değerlendirme, ‘hep-hiç’ iki değerli mantık anlayışı açısından ortaya konan, kesin ve keskin işleyen zihinsel yapıya kıyasla daha dikkatli kullanılmalıdır.


‘Her-hepsi’ ve ‘hiç-hiçbiri’ kullanımı birbirinin zıddı olarak konumlanırken bir anlam alanında ve kümesinde bir anda ve aynı yerde olamamayı vurgular. Kavramda ve hükümde yer alan tüm unsurların o kapsam içinde olması gerekliliğini vurgular. Bu ikili zıt yapının arasında var olan farklı anlam ve hüküm değerleri insanın aceleciliği veya farklı sebeplerle farkına varılmamış veya örtülmüş bir mantık yanlışını içeriyor olabilir.


‘Hepsi’ne yakın gözüken ‘çok’ ile ‘hiçbiri’ne yakın gözüken ‘az,’ ikisinden de bağımsız biçimde kendi başlarına açıklanmayı gerektirir. Kavram olarak ‘bir kısım insan’ tabii ki ‘her insan’ kavramı ile anlam ve bilgi değerinde aynı olmadığı gibi, ihtimal hesabında ‘yüzde 1 ihtimal bu böyledir’ hükmü ile ‘yüzde 99 ihtimal bu böyledir’ aynı anlam ve bilgi değerinde değildir. Bu farkın mantıksal süreç ve sonuçlar açısından takip edilmesi gerekir.


Başka bir örnek olarak “Hüküm ekseriyete göre verilir” (“El-hükmü al’el ekser”) anlayışındaki ‘çok’luğun/çoğunluğun ne olduğu ve hangi anlam dairesinde hükmünün geçerli, tutarlı ve doğru olduğu belirginleştirilmeli ve temellendirilmelidir. Azın çok sayılabildiği, çoğun az sayılabildiği paradoksal durumlar da olabilir. Fakat ‘az-çok’ kullanımında olduğu gibi, özellikle mantıksal süreç ve sonuçlarda kullanılan takılan isim, oluşan sıfat ve konumlanan zarflar, anlam ve bilgi değerinin ortaya konmasında gözardı edilemez. Kavram ve hükümde zorunlu olarak ‘tüm/bazı’ bağlamının belirgin olması gerektiği gibi, tümü ifade etmeyen ‘az-çok’ bağlamı da düşünülmeli, içerik-kaplam açısından mantık yanlışına düşülmemelidir.



ÖZET


‘Az’ın az olarak ifadesi ve bilinmesi, yine ‘çok’ olanın anlam ve hüküm değer açısından ‘çok’ olarak ifadesi ve bilinmesi gerekir. Az, ‘hiç’ veya ‘hepsi’ değildir, aynı şekilde çok da ‘hepsi’ ya da ‘hiç’ değildir.


Comments


bottom of page