top of page

Toplum Hayatının Sigortası: Edep | Mahmut Kaplan


Karmaşık düşünceler yumağından ibaret olan insan, varlıkların en şereflisi ve aynı zamanda en sorumlusu olmak gibi önemli bir konumda. Cesur ve atak... Yerler, gökler emaneti üstlenmekten çekinirken o adeta gözü kapalı atlamış, talip olmuş... Dünya sahrasına, gurbete atılmasına da herhalde bu cesareti sebep olmuştur. Aldığı yükün altında iki kat olması gerekirken çok rahat ve pervasız...

Kendisini var eden karşısında edepli bir kul, cemiyet içinde emanetin gereğini yerine getirmek zorunda olan bir memurdur. Her anı, her tavrı planlı olması gereken bir muhasebeci; başıboş değil, ipi boğazına sarılıp ortalığa salınmamış. Bulunduğu noktada iki sorumlulukla karşı karşıya bırakılmış. Bu iki sorumluluğun kesişme noktasında konumunu belirleyen temel kavram edep: yoktan var edene ve yaratılmışlara karşı gösterilmesi gereken edep.


İnsanın kendisine bağışlanan nimetlerin şükrü olarak bedenini elbise ile süslerken kişiliğini ise edeple donatması varlığının gereğidir. Edep, başka süslere ihtiyaç bırakmayacak derece önemli bir zinettir insan için. Bu sebeple Hz. Ali, “Hiçbir süs edep kadar güzel değildir” der. Edep, herşeyden önce bir sosyal değer, insan olmanın vazgeçilmez vasfı, hatta ölçüsüdür. Edep insanın manevi varlığına konulan fren sistemidir. Kulu yanlıştan, utanılacak davranışlardan alıkoyar, yanlışa meyleden nefsin kulağını çeker, “ne yapıyorsun, utan!” der, uyarır. Edep sayesinde insan daimi bir huzur hali içinde bulunur. Konumunu düşünür, nezaret altında bulunduğunu hisseder. Kalbinde sürekli bir murakabe hali yaşar. Hz. Ömer, “Utancı giden kimsenin kalbi ölür” diyerek edeple kalp arasındaki ilişkiye dikkat çekmiştir.‎

İnsan, edep kaygısıyla sürekli bir düzen ve ölçü içinde olma gereği duyar. Edep ölçüdür zira; muvazenedir, dengedir. Haddini bilmenin barometresidir dense yeridir. İnsan, edeple durumunu idrak mihengine vurup bir hiç iken çıkarıldığı varlık makamını anlar; seçilmiş olduğunu, görevli bulunduğunu ve hesap vermekle yükümlü olduğunu unutmaz. İnsan edeple, varlıkların en şereflisi olma bilinci içinde var edilenlere karşı düşünceli, nazik ve kibar davranır. Yaratandan dolayı yaratılanı sever, korur, kollar, israftan ve savurganlıktan çekinir. ‎

Edep toplum hayatının dirlik ve düzeni için olmazsa olmaz değerlerden biridir. Edep, kuldan utanmanın Hak’tan utanmanın gereği olduğunun ifadesidir. Edep bu açıdan utanma ve ar duygusudur. Ar damarı çatlamasın diye titizlenir insanlar. Edep sahibi insan, yediği tokadın, sahibinden önce sebebini araştırır. Sosyal hayatın bir tür sigortasıdır edep. Toplum için değeri başka hiçbir şeyle mukayese edilemez.

İçtimai hastalıkların devası, panzehiri edeptir. Peygamberler, veliler, şairler ve gerçeği araştıran filozoflar edebin toplum hayatında bir sigorta olduğu noktasında birleşirler.

Sözü Sâkıp Dede’nin güzel bir beytiyle noktalayalım:


İttifâk-ı feylesofân-ı hakîkat böyledür

Kim mücerreb dârû-yı derd-i rezâ’ildür edeb


Hakikat filozofları, rezillikler derdinin denenmiş ilacının edep olduğu hususunda görüş birliği içindedir.


Comments


bottom of page