top of page

Telefon cepte

HAKAN YALMAN

Teknolojinin ve kapitalizmin ön plana çıktığı günümüzde nesnelerle olan ilişkilerimiz daha çok mantık ve fayda çerçevesinde şekilleniyor olabilir mi?

Bizlerin hatırlayabildiği zamanlara kadar komşunun hediye ettiği bir mendille ya da babanın aldığı bir çift ayakkabı ile kurulan duygu ilişkileri günümüzde rastladığımız örnekler olmaktan çıkıyor gibi.

Bugünün hızlı yaşayan ve az zamanda çok iş yapmayı planlayan ve hayatın çok artmış hızına yetişmeye çalışan insan modeli daha madde ağırlıklı bir hayat düzeni kuruyor olmalı. Bu süreçte iç dünyası ile olan bağları ve bunun dışa yansıması olan mektup, şiir ve edebiyat gibi kavramlar gittikçe hayatımızdan uzaklaşıyor. Bir mesajda hızlı olmak için “selamünaleyküm” yerine yazılan “s.a.” veya hatta “sa” selamın tınısının ve o kelimelerin ardarda gelişinden ortaya çıkan kalple ilgili süreçlerin ne kadarını yansıtabilir? Oysa bir kaşıkla bile kurulan ilişkinin ruh boyutunun olduğu dikkate alınırsa, âdeta çok sevilen evcil hayvanla kurulan ilişkiye benzer nesne ilişkileri hayatı daha renkli ve daha anlamlı hale getirebilir.

Son zamanlarda en yakın arkadaşlarımızdan sayılabilecek cep telefonlarımızla olan ilişkimiz bu açıdan değerlendirilse neyle karşılaşırız?

Bu nesnelerle sadece farklı kişiler ve bilgi ortamlarıyla bağlantımızı kuran ve her boş anımızda farklı dünyalara sörfümüzü sağlayan aracılar niteliğinde kurduğumuz ilişki daha duygu içerikli bir boyuta taşınabilir mi?

Şu şekliyle bir değer kaybı ve hak ihlalinden söz edilebilir mi?

Bu küçük kutucuğun arkaplanı ve gelişim süreçlerinde, gaz ve toz bulutlarında saklı minerallerden dünyamıza adını veren toprağa, oradan silikon vadilerine ve teknolojiyle yeryüzünün buluşturulmasıyla toprağın altında meyve için dal budak salan köklere benzer bir sürecin izlerini bulabiliriz.

Diğer taraftan dijital adı verilerek bilginin sıfırlar ve birler şeklinde ifadesinden bu bilginin çiplere taşınmasına, birbirinden habersiz insanların omuz omuza gözüktüğü bir süreç var. Hızla çoğalan bilgi ve bunun bir insanın dünyasına ulaştırılması şeklinde işleyen sosyal süreçler de bu zincirleme durumun bir halkasını oluşturuyor.

Varlığın en başlangıç formundan insan beynindeki işleyişlere kadar bu sürecin tamamına hâkim bir iradenin yansımalarını görebileceğimiz bu nesne, böyle bir bakış açısıyla şu anki ruhsuz ilişkimizden daha sıcak bir ilişki modeliyle dünyamıza girebilir, kâinat ağacından bize uzatılan bir meyveye dönüşebilir. Her ele alışımızda, bu nesnenin arkaplanındaki kuşatıcı sevgi ihtiyaçlarımızı bilen bir iradenin temsil edildiği bir varlığa dönüşebilir.

Bu şekliyle de, muhtemelen hayatımızı daha renkli; teknolojiyle katılaştığını düşündüğümüz dünyamızı ise daha sıcak duygularla dolu bir hale getirecektir.




bottom of page