top of page

Kutudaki Canavar

AHMET FEYZİ KARABACAK


Her oyunun kuralına göre oynanması gerektiğini bilen ve iyi bir pazarlama uzmanı olan Ryan Holiday, yerel haber siteleri ve blogların sıkı bir takipçisidir. Çünkü çağımızın en büyük manipülasyon aracı olan sosyal medyayı etkili kullanarak yaptığı işin etkili olmasını ve kitleler tarafından çok da emek harcamadan bilinmesini istemektedir. Ryan bu işte o derece mahir hale gelir ki, zamanında New York Times gazetesini bile manipüle edebilmiş müthiş bir yalancıya dönüşür.


Onun hakkındaki şu sözcükleri ben söylemiyorum, hayatı boyunca yaptığı manipülasyonları ve sosyal medyayı nasıl buna âlet ettiğini anlatan Holiday söylüyor:


“Ben bir medya manipülatörüyüm ve aldatmak için maaş alıyorum. Benim işim medyaya yalan söylemek; böylece onlar da size yalan söyleyebiliyorlar. Çok satan yazarlar ve milyar dolarlık markalar için hile yaparım, rüşvet veririm ve bunları yapmak için internetteki bilgilerimi kötüye kullanırım.”


Ryan Holiday, Nadir Özata’nın tercümesiyle Mediacat’ın yayınladığı İnan Bana Yalan Söylüyorum (Trust Me I’am Lying) kitabında ‘sosyal medya manipülasyonuna karşı kamuoyu bilincini açmayı’ amaçladığını söylüyor. Bu amaçla kendisinin de kullandığı taktiklerin neler olduğunu anlatarak, sosyal medyada karşılaştığımız haber, tartışma veya başka türden bilgi içeriğinin yalan söylemek, insanları kandırıp kararları üzerinde etkili olmak için nasıl kullanıldığını ifşa ediyor.


Kitap iki bölümden oluşuyor. Birinci kısım, “Canavarı Beslemek” (Bloglar Nasıl Çalışır?). “Canavar Saldırıyor” başlığını taşıyan ikinci kısım ise, blogların ne anlama geldiğini ortaya koyuyor.


Holiday “Canavarı Beslemek” başlığı altında insanları manipüle ederken kullandığı en etkili silah olan sosyal medyayı şöyle tarif ediyor: ‘kutunun içindeki canavar.’ Canavar kutunun içindedir ve çok tatlıdır. Bir adam bu kutuyla beraber canavarı alır ve onu beslemeye başlar. Ne kadar beslerse, canavar o kadar büyür. Adam besledikçe canavarın büyümesine dair bütün kaygılarını bir kenara bırakır, onu kontrol altında tuttuğunu zanneder ve canavarla sürekli oynar. Fakat günler geçtikçe durum sahibinin başa çıkabileceği düzeyi geçer ve canavar kendi bağımsız yaşamını kurar. Artık iyice büyüyüp gelişen canavar, en sonunda sahibine saldıracaktır.


Holiday kutudaki sık sık besleyip kontrol altında tuttuğumuzu ‘zannettiği’ bu canavarın ‘medyanın cesur yeni dünyası’ olduğunu söylüyor.


Yazarın kutudaki canavarını besleyen en önemli kaynaklardan biri, bloglar. Yazar, insanları manipüle edip fikirlerini değiştirme, verdiği kararlarda rol oynama işine küçük ve yerel bloglarla başlamış. İlk başlarda bu işi ticari anlamdaki tanınırlığını arttırmak için kullanmış olsa da, sosyal medyanın gerçek gücünü görünce bunu bir silah olarak kullanmış, haberlere ve medyaya büyük darbeler vurmuş. Çünkü bloglar aracılığıyla yanlış algılar oluşturmuş ve bunun sonucunda insanların gerçek hayatta yanlış kararlar almasına sebep olmuş. Kitabında bunu örneklerle anlatıyor. Hatta durum o noktaya varmış ki, artık kendisi bile neyin yanlış neyin doğru olduğunu ayırt edemez hale gelmiş. Yani kendi söylediği yalana çoğu zaman kendisi bile inanmış.


Yazar sosyal medyanın amacından ve hedeflerinden bahsederken şunları diyor: “Hedef, sizsiniz.” Çalınan ise, sizin ilginiz ve inanma isteğiniz. Medyanın amacı, ona göre, “insanların en önemli sermayesi olan hayatlarının her bir saniyesini çalmak. Bunu istemelerindeki sebebi anlamıyor değilim. Çünkü ne kadar zaman geçirme, ne kadar tıklanma, o kadar para demek.”


Holiday blog terimiyle internet yayıncılığının tümünü kasdettiğini söylüyor. Bu tanım, Twitter hesaplarından websitelere ve video paylaşım sitelerine kadar, binlerce yazarı olan sistemleri kapsıyor. Bu kadar geniş kapsamlı bir tanımdan sonra, blogları yönetmenin aynı zamanda kültürü yönetmek olduğunu belirtiyor. “Eğer blogları yöneten kurallara hükmedebilirsem, onların belirlediği herşeye hükmedebilirim. Bu, temelde, kültür üzerinde bir iradeye sahip olmak demektir.” Dolayısıyla, medyayı yöneten aynı zamanda ülkeyi ve içindekileri yönetebilecek bir güce de sahip olacaktır.


Holiday, yalan haberlerin neden ve nasıl yapıldığı ve yayıldığı konusunda ise, bloglar ve haber siteleri için önemli olan tek şeyin tıklanma sayısı olduğunu söylüyor. Bir haberi ilk olarak kendi sitelerinde göstermek yayın trafiğini arttırdığı ve dolayısıyla fazla tıklanma aldıkları için, yalan haberler yapıp ilk olurlar. Dolayısıyla “blogların amacı iyiyi, güzeli doğruyu yazmak değil; sansasyonel olanı, doğru olmayanı ve fazla tıklanacak olanı yazmaktır.”


İlerleyen bölümlerde yalan haberler yapıp trafiği arttırmanın ve para kazanmanın en etkili ve hızlı olduğu zamanın seçim zamanları olduğunu anlıyoruz: “Seçim demek, bloglar için para demektir.”


Yazar, Amerika’daki blogların bu süreci çok iyi bildiğini ve bundan dolayı ara ara yapay adaylar üretip yapay bir seçim dönemi oluşturduklarını anlatıyor ve ABD başkanlık seçimlerinde Pawlenty örneği üzerinden iddiasını destekliyor. “Pawlenty bloglar tarafından yaratılmış bir adaydır. Halk kandırılmış, Pawlenty kaybetmiş, bloglar ise kazanmıştır.” Yine, 2012 başkanlık seçimlerinde sosyal medya tarafından abartılan ve hatta kamuoyu yoklamalarında en üst sıralara kadar getirilen Herman Cain örnekliği gözler önüne geliyor. Cain, onun yükselmesini sağlayan medyanın yine onun hakkında yazdığı skandallar yüzünden alaşağı edilmiştir.


Kitabının ilerleyen kısımlarında blogların önemsiz birer internet sitesi olduğunu düşünenlerin yanıldığını söylüyor Holiday ve ekliyor: “Washington Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada gazetecilerin yüzde 89’u yaptıkları haberleri bloglardan aldıklarını belirtmiştir.” Blogların ilk olmak ve çok haber yapmaktan para kazandığı bir gerçeklikse, bu gerçekliğin ortaya çıkardığı en büyük problemlerden biri baştan savma kaynaklara bağlılığın da o derece artmasıdır (New York Times Twitter’da her 4 saniyede 1 haber paylaşıyor).


Holiday sosyal medyayı etkili bir şekilde yönetebilmek için birtakım ipuçları da veriyor: PR (halkla ilişkiler üzerinden kamuoyu oluşturma). “Sosyal medyayı yönetebilmek için PR önemlidir, ama negatif PR da bir o kadar etkilidir. El altından ve hiç para harcamadan negatif PR yapabilirsiniz. Bunun için sahte provokasyon yapmanız yeterlidir.” Devamında da negatif PR yaparken hassas kitleleri karşı karşıya getirmeniz gerektiğini söylüyor: dindar-seküler gerilimi, kadın hakları savunucuları, vegan aktivistler vd. Kısacası, “etkileşim için kızgınlık yaratın” diyor Holiday.


Yazar, blogların nasıl para kazandığı konusunu ele alırken, blogları blog yapanın ‘özel haberler’ olduğunu söylüyor. Blog yazarları için önemli olan dikkat çekicilik ve hız olduğundan, anonim bir e-mail hesabından göndereceğiniz ‘özel haber’ başlıklı yalan bir haberi kolayca yayınlatıp belki de bir kişinin hayatını mahvedebilirsiniz. Çünkü “bloglar birer saadet zinciridir.” Devamında ise “İnternet adil ya da olumlu bir meritokrasi [ahlaki ilkelerin yönettiği bir yapı] değildir” diyor Holiday. Onun tesbitiyle, doğru olsun olmasın, ahlaki olsun olmasın, onlara sürekli etkileşimi yüksek olan haberleri verilmesidir istediği internetin...


Holiday sürecin karanlık bir şekilde ve sadece haber sitelerinin ve blogların yararına işlediği bir sistemi anlattıktan, yani kendi ifadesiyle ‘canavarı besledikten’ sonra ikinci kısıma geçiyor: “Canavar Saldırıyor.”


Yazar bu kısıma “Bağımlılık Yapan Taktikler” başlığıyla başlıyor.

Hepimizin tam bütün dikkatimizi toplayıp bir konu üzerinde çalışmak üzerine masaya oturduğumuzda ve araştırma konumuzu incelemek üzerine Youtube’a girdiğimizde bir süre sonra konumuzla alâkasız beşinci videoyu izlediğimizi farkettiğimiz olmuştur. Bunu kendi hesabımıza yazıp dikkat dağınıklığı, odaklanma problemi ve iradesizlik sebebiyle böyle olduğunu düşünmüşüzdür çoğu zaman. Holiday bunun dikkat dağınıklığı veya iradesizlikle alâkasının olmadığını söylüyor ve ekliyor: “Dikkatiniz çekmek için tasarlanmış bilinçaltı hedefli görsellerle, kasıtlı olarak daha çekici olan görsellerin etkisini kapıldınız.”


Çünkü, sosyal medya içerik üreticiliği ile ilgilenenler iyi bildiği üzere, videonun uzunluğu, arada geçecek stok görseller, müzikler hep izleyiciyi videoda daha uzun süre tutmak amacıyla yapılıyor. Videonun içeriği ise en çok aranan sözcükler çerçevesinde tasarlanıyor ve isimleri buna göre veriliyor (çünkü algoritma böyle işliyor). Kısacası bu kadar ince düşünülmüş ve üzerinde hâlâ çalışmalar yapılan bütün sosyal medya algoritmalarının tek hedefi kitleyi daha fazla ve uzun süre içerikle muhatap kılmak ve insanın en önemli sermayesi olan ömrünü çalmak...

Anlık olarak ve sürekli bildirimlerin gönderilmesi de aynı amaca hizmet ediyor: hedef kitlenin unutmasını engelleyip daha fazla vakit harcamasını sağlamak.


“Sosyal Medya Sizi Yemler” altbaşlığında ise internet üzerinde tüketilen herşeyin sizi ona bağımlı hale getirmek için tasarlandığını vurguluyor. Tüm bu içerikler yemlemek, dikkat dağıtmak ya da bulunmak üzere tasarlanmışlardır. Hatta bu konu için kullanılan bir kavram bile vardır ‘clickbait.’


‘Tık tuzağı’ olarak Türkçeye çevirebileceğimiz bu kavram insanların bir bağlantıya tıklamaları ve içerik türüne göre izlemeleri, okumaları için tasarlanmış köprü metni veya küçük resim kullanılan bir yanıltıcı reklam biçimidir. Yani amaç yine sizin o bağlantıya tıklamanız ve saatlerinizi harcamanız... Çünkü her bir tıklama para demektir ve sosyal medyanın amacı da budur.


Kısacası Ryan Holiday zamanında kendisinin de kullandığı bu manipülasyon tekniklerini diğer insanlar bu tuzaklara kapılmasınlar ve sosyal medya kullanımında dikkat etsinler diye yazdığını söylüyor. Yani İnan Bana Yalan Söylüyorum’un ömrünü bu yolda geçiren bir insanın iç muhasebesi sonucu diğer insanlara faydalı olmak kasdıyla yazdığını söyleyebiliriz.


Kitap, sosyal medya kültürünün içine doğan günümüz insanına sosyal medya farkındalığını kazandıracak veya varsa arttıracak nitelikte.


İster istemez sosyal medyayla içli dışlı olan günümüz insanının, aklına ve kararlarına mukayyet olabilmek için, bu kitaptan öğreneceği çok şey var.



ÖZETLER


İnan Bana Yalan Söylüyorum, ‘sosyal medya manipülasyonuna karşı kamuoyu bilincini açma’ amacıyla yazılmış. Bu uğurda kullanılan taktikleri anlatarak, sosyal medyada karşılaştığımız her türden bilgi içeriğinin bizi bir karara yönlendirmek için nasıl kullanıldığını ifşa ediyor.


Kitaptan, yalan haberler yapıp trafiği arttırmanın ve para kazanmanın en etkili ve hızlı olduğu zamanın seçim zamanları olduğunu anlıyoruz: “Seçim demek, bloglar için para demektir.”


Bir konu üzerinde çalışmak üzerine masaya oturduğumuzda, bir süre sonra konumuzla alâkasız beşinci Youtube videoyu izlediğimizi farkederiz. Holiday bunun dikkat dağınıklığı veya iradesizlikle alâkası olmadığını söylüyor: Dikkatiniz çalındı!


Tık tuzağı bir gerçek. Amaç sizin bağlantıya tıklamanız ve saatlerinizi harcamanız. Çünkü her bir tıklama para demektir ve sosyal medyanın amacı da budur...




コメント


bottom of page