top of page

“Innocence Project”

ABDULLAH TAHA ORHAN


Adalet Kur’an-ı Kerim’in dört ana temasından birisi ve belki de kullukla en ilişkili olanı. Nitekim bir Kur’ân talebesi olarak Bediüzzaman Said Nursî, Kur’an-ı Hakîm’in ana konularını izah ederken adaleti ibadetle birlikte zikrediyor; “tevhid, haşir, nübüvvet, adalet ve ibadet” diyor. Adaleti ibadetle bir bütün olarak görüp, ayrıca zikretme ihtiyacı hissediyor. Yani sadece ibadet deyip bırakmıyor, ya da sadece adalet demiyor. Bu ikisini birbirinden ayrılmaz bir bütün olarak görüyor.

Adalet, önce hukukullahın, sonra da onunla birebir ilişkili olarak hukuk-u ibâdın korunması olarak karşımıza çıkıyor Risale-i Nur’un satırlarında. (Hukukullah: Allah’ın hakkına riayetle, yalnız O’na kul olmak, O’ndan başkasını rab ve ilah edinmemek. Hukuk-u ibâdullah: Allah’ın sair kullarının hukukunu gözetmek.)

İbadet de işte tam olarak bu oluyor: varlığın, hayatın, insan olmanın hakkını vermek; vicdanî olan adaletin kalp, akıl ve diğer latifelerle amele dönüşmesi...

Adalet, Kur’an-ı Hakîm’in dört ana izleğinden biri olduğu gibi, içinde yaşadığımız kâinat kitabının ve daha da derinlerde kendi iç âlemimizin de en temel meselelerinden biri. Ne var ki, ontolojik düzlemde en önemli yerde dururken, maalesef sosyal hayatta adalet çoğu zaman ıskaladığımız bir şey haline geliyor. Hele de günümüzde adaletin görünürdeki mekanizmalarını düşününce insanın heyhat diyesi geliyor.

Amerika’da mevcut adalet mekanizmalarının “adalet”e uygun işlemediğini gören bir grup insan, vicdanlarının sesine kulak vererek, heyhat demekle kalmayıp, güzel bir teşebbüste bulunmuşlar. 1992 yılında “Innocence Project” (Masumiyet Projesi) adıyla bir sivil toplum örgütü kurup, kendilerini haksız yere hüküm giyen masum insanları kurtarmaya, belki bundan daha da önemlisi, böylece toplumda adaletin yeniden tesisine adamışlar.

Bunun için de önce en zor durumda bulunan idam ve müebbet hapis mahkûmlarıyla işe başlamışlar. Masum olduklarını iddia eden mahkûmlardan gelen talepleri titizlikle değerlendirdikten sonra, yetkililerin harekete geçmeleri için güçlü bir sosyal baskı unsuru haline gelmişler. Muhakeme sürecinde yapılan yanlış tanıklıkların, yalanlarla karışmış ifadelerin asılsız ve yanıltıcı olduklarını ağırlıklı biçimde DNA testleri sayesinde ispat etmişler.

Bu yolla, bugüne kadar çoğunluğu müebbed hapis veya idam cezalısı olan yaklaşık 250 kişinin yeniden hürriyetlerine kavuşmalarına vesile olmuşlar.

Ve bu hareket, Amerika’nın hemen hemen tüm eyaletlerine ulaşmış, şimdi de uluslararası bir boyut kazanmış durumda.

Kurtarılan insanların çoğu 21 yaşın altındayken hapse atılmışlar ve içlerinde işlemediği bir suç nedeniyle 10 seneden 30 seneye kadar hapis yatanlar; yani hayatlarından haksız yere on, yirmi, hatta otuz sene çalınanlar var. Eğer böyle sivil bir hareket olmasaydı, belki de hayatlarının sonuna dek parmaklarının ardında kalacaklardı. Üstelik, işlemedikleri bir suçun damgasını ömür boyu taşımaya da mecbur bırakılarak…

Nitekim, işin en acı yanı şu ki, Masumiyet Projesi’nin çalışmalarıyla cinayet, tecavüz ve gasp gibi ağır suçlarla hapse atılmış masum birini hapisten kurtarmak işin aslında sadece başlangıcı oluyor. Zira hapisten çıktıktan sonra, gerçekte masum olsalar da, üzerlerindeki yaftalardan kurtulamıyor; işlemedikleri bir cinayet veya teşebbüs etmedikleri bir tecavüz yüzünden alınlarına vurulan lekeden kurtularak topluma yeniden uyum sağlayabilmek için büyük bir çaba sarf etmek mecburiyetinde kalıyorlar.

Masumiyet Projesi (Innocence Project) sayesinde masumluğu anlaşılıp hapisten salıverilenlerden kimisi yeni evlenmiş ve henüz çocuk sahibi olmuşken girmiş hapse. Çocuklarını senede en çok bir-iki defa görebilmişler. Innocence Project sayesinde beraet ettiklerinde ise, çocuklarını artık kendi hayatlarını kurmuş yirmili yaşlarda insanlar olarak bulmuşlar karşılarında. Yani aslında masum kişiler oldukları halde, çocuklarının bebeklik, çocukluk, hatta ilk gençliklerine şahitlik edemeden geçmiş seneleri. Yahut çocuklar açısından bakarsak, adalet mekanizmalarındaki arıza, aksaklık ve önyargılar sebebiyle, yüzlerce çocuk aslında masum bir babaları olduğu halde babasız büyümüye mecbur bırakılmış…

Innocence Project sayesinde beraet etmiş insanlardan birkaçını kısaca tanımak, basit gibi görünen bir hatanın nelere mal olabileceğini herhalde açıkça gösterecektir.

Muhtedi siyahî bir Amerikalı müslüman olan Habib Wahir Abdal, 1982’de sadece bir şüphe üzerine göz altına alınıyor. New York eyaletinin Buffalo kentinde işlenen bir tecavüz üzerine polisin yaptığı soruşturmalar neticesinde olay yerindeki saç örnekleriyle Abdal’ın saç örnekleri uyuşmadığı halde, mahkeme Abdal’ı suçlu buluyor ve müebbet hapis cezası veriyor. 1999 senesinde, Innocence Project’in girişimleriyle Abdal’ın suçsuz olduğu yapılan DNA testleriyle ispat ediliyor ve tam 16 sene haksız yere hapis yattıktan sonra Wahir Abdal, yeniden hürriyetine kavuşuyor. Ne var ki, salıverildikten sadece 5 sene sonra vefat ediyor Abdal. Yani bu masum insanın ömrünün hapishanede geçirdiği süresi, özgür geçirdiği süresinden neredeyse daha fazla oluyor.

Clark McMillan, bir diğer Afro-Amerikalı. O da [beyaz] bir genç kıza tecavüz suçuyla 119 sene hüküm giyiyor. Dile kolay, tam 119 sene! 1980’de hapse giren McMillan, 2002 senesinde, yani tam 22 sene sonra, yine Innocence Project sayesinde suçsuzluğu ispatlanarak yeniden hürriyetine kavuşuyor. Her ne kadar McMillan’ın kız arkadaşı ve kardeşi olayın olduğu gece kendisiyle birarada olduklarını söyleseler de ve davacı avukatı yeterli delil bulamasa bile, McMillan tam 22 sene hiç işlemediği bir suç isnadıyla hapis yatmak mecburiyetinde kalmış velhasıl. Bu noktada, olayın yaşandığı Tennessee eyaletinin ABD’de 60’lı yıllarda dahi henüz çözüme kavuşturulamamış beyaz ırkçılığının en kuvvetli biçimde yaşandığı yerlerden biri olduğunu belirtmekte fayda var.

Bir diğer Afro-Amerikalı mağdur ise Nathaniel Hatchett. Henüz 17 yaşındayken bir tecavüz ile itham edilen Hatchett, ilk yapılan DNA testleri onun suçsuzluğunu ispat ettiği halde Michigan mahkemeleri tarafından 25 yıl hapse mahkûm edilmiş. 10 yıl suçsuz yere hapis yattıktan sonra Innocence Project’in girişimleriyle beraet ettirilip hapisten kurtarılmış. Eğer Innocence Project olmasaydı, masum Hatchett bir 15 sene daha hapis yatmak zorunda kalacaktı. Hem de çok acı bir itham altında kalarak...

Amerika’da en fazla suç işlenen eyaletlerden biri olan Texas’ta yaşanan bir tecavüz hadisesi de yine bir diğer masum Afro-Amerikalı olan Billy Jame Smith’in hiç ilgisi olmadığı bir suç yüzünden tam 19 yıl hapis yatmasına neden olmuş. Smith’in kardeşi ağabeyinin o gece sabaha kadar evde olduğunu ve uyuduğunu söylese de, mahkeme Smith’i suçlu bulup kendisine müebbet hapis cezası vermiş. Innocence Project’e başvuran Smith, tam 19 sene hapis yattıktan sonra, yapılan DNA testleriyle masumiyeti ispat edilmesinin ardından yeniden hürriyetine kavuşmuş.

Innocence Project’in müdahalesiyle masumiyeti ispatlanan yaklaşık 250 vaka arasından rastgele seçilen bu örneklerden de görülebileceği gibi, maalesef kimi insanlar sırf siyah oldukları için, bütün deliller aksini gösterse ve şahitler zanlının masum olduğunu söyleseler dahi, hapse mahkûm edilebilmişler. Hele de kurbanın beyaz olduğu vakalarda, siyah zanlılar daha da zor muhakeme süreçlerine maruz kalmışlar.

Innocence Project sayesinde beraetle sonuçlandırılan bu vakalarda zanlıların yaklaşık yüzde 70’i azınlık gruplarından gelen insanlardan oluşuyor; Afro-Amerikalılar ya da Hispanik kökenliler.

Bu vakaların yüzde 40’ında sadece basit bir DNA testi zanlıların masumiyetlerinin ispatı için yeterli olmuş. Bu durum, aslında tablonun ne kadar da acı olduğunu gösteriyor!

Kurtarılan 245 kişinin ortalama hapis yatma süreleri 12 sene ve hepsi de haksız yere bu kadar uzun bir süre hapiste kalmış.

Kurtarılan insanların 17’si idam mahkûmu iken kurtarılmış. Bu vakalarda durum daha da vahimleşiyor. Zira Innocence Project’in bu gibi durumlarda mahkûmların masumiyetlerini infaz vaktinden evvel ispat edebilmek için zamanla da yarışması gerekiyor.

Bu 245 davanın en çok Texas gibi etnik azınlıkların çoğunlukta olduğu eyaletlerde görülmesi de ayrıca manidar. Bu da, farklı olanın suçlu olmaya daha meyilli olduğu gibi bir algı ve önyargının zihinlerde yer ettiğini göstermesi açısında ayrıca ehemmiyetli gibi görünüyor.

Adalet sistemindeki basit bir eksiklik, işte böyle nice hukukun çiğnenmesine, nice masum insanın zulüm görmesine, hatta idamlarla dönüşsüz şekilde hayatların heder edilmesine sebep olabiliyor. Bu tablo karşısında insan, Peygamber Efendimiz aleyhissalâtu vesselamın o şefkatli adalet düsturunu hatırlamadan edemiyor: birine yanlışlıkla katil cezası uygulamaktansa, onu yanlışlıkla affetmiş olmayı tercih eder durumda olmak (bkz. Tirmizî, Hudûd 2). Çünkü Kur’ân’ın bildirdiği üzere, masum bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir. Çünkü kâinatta cari olan kanun-u adalete muhalif hareket eden, bütün mahlûkatın hukukunu çiğnemiş olur.

Fakat bunu diyen Kutlu Nebi, aynı zamanda şunu da söylemiş önüne bir suçlu getirilip cezasından vazgeçilmesi talep edildiğinde: “Vallahi kızım Fâtıma da yapmış olsaydı...”

İşte adaletin nebevî ölçüsü: zıt gibi görünen kaidelerin mükemmelen mezcedilmesi. Hem kâmil derecede merhametli, hem de kâmil manada adaletli…

Henüz nübüvvet gelmemişken, yani kendisi peygamberlikle görevlendirilmemiş iken dahi Efendimiz aleyhissalâtu vesselam vicdanının sesine kulak verip Mekke’deki haksızlıkların önüne geçmek için oluşturulmuş Hılfu’l-fudûl’a dahil olmuştu. Bi’setten sonra dahi, Hılfu’l-fudûl’un kurulduğu ve işlediği günler sözkonusu olduğunda “Eğer şimdi böyle bir şey olsa yine onun içinde olurdum” buyurmuştu kutlu nebi.

İşte Innocence Project, bir nevi modern zamanların Hılfu’l-fudûl’u gibi görünüyor: kâinatta hükümferma olan ilahi temel ilke olarak adaletin en güzel şekilde tecellisi için insanların adaleti perdelemelerine, ona gölge düşürmelerine engel olmaya çalışmak; masumları korumak ve kurtarmak...

Yazık ki âlem-i İslam’da böyle hareketler yok iken, çoğu kez tenkid ettiğimiz gayrimüslimler kâinat kitabında yazılmış olan adaleti bizden daha iyi okuyup, vicdanlarını bizden daha iyi dinleyebiliyorlar; bu noktada müslümanca olanı yapıp bizleri utandırıyorlar.

Masumiyet Projesi (Innocence Project), sadece ABD adalet mekanizmalarına dönük bir eleştiriyi değil, kendimize dönük bir özeleştiriyi de gerekli kılıyor velhasıl. Adaleti hayatının merkezine yerleştirmiş insaniyetli ve doğru İslâmiyet için, bu projeden alacağımız dersler, ilhamlar ve ibretler var…


Comentários


bottom of page