top of page

İmkansızın İmkanı: Zorunlu İmkânsızlık

İ. LATİF HACINEBİOĞLU


Akıl ve dış dünya gerçekliğine uygunluk sağlamayan, yani imkânı olmayan ya da olamayan her bir kavram ve yargı, tanımı ve hükmünde ‘imkânsız’ olarak adlandırılır. Bu imkânsızlık durumu akıl ilkelerine uymayış, mantık-dil yapılarına uygunsuzluk gibi çok çeşitli sebeplere dayanabilir.


Bu sebeplerin bilinmesi bizatihi o imkânsızlığı açıklarken, imkânsızın ne olduğunun bilinmemesi, farkedilmemesi ya da gözardı edilmesi akıl yürütmede temel bir mantık yanlışı oluşturur.


Bir kavramın tanımı gereği öyle ‘var olması’ imkânsız olduğunda özü gereği de mümkün olmadığı tespit edilmiş olacaktır. Onun tanımı ve özü, zihinde ve dış dünyadaki durumu, dilde ve hakikatte oluşu arasındaki ilişki önemlidir. Bu durumda ‘köşeli daire’nin varlığı hem tanımı gereği hem de dış dünyada böyle bir imkânın bulunmamasına dayalı olarak imkânsızdır. Var oluşu düşünülebilme imkânı olmayan bu kavram, ifade edilebilse bile, oluşmayan varlığı ve bilgisi açısından imkânsızlığı gösterir. Önermede ve akıl yürütmede de ‘daire köşelidir’ hükmü aynı mantıksal değerlendirmeye alınmalıdır.


İmkânsızı bilmek imkânı bilmekle doğrudan ilişkilidir. İmkânsız, zorunlu olarak imkânın zıddıdır. İmkân ve imkânsızlık zorunluluk açısından açık ve seçik bilinmelidir. İmkânsız olanın neden zorunlu olduğu bilindiğinde, imkân ile arasındaki sınır çizilmiş olacaktır. İmkânı ortaya koyan tanım, kıyas ve akıl yürütmeler aynı zamanda aksinin ‘imkânsız’lığına dair de belirlemeyi içerecektir. Birbirinden ayrılamayan bu değerlendirme, bir düşünme sürecinde sonuca ve karara ulaştırılması gereken bir durumdur.


‘Mümkün’ olmadığında ‘imkânsız’lık zorunlu olarak ortaya çıkmış olacak ve mantıksal olarak aksinin de imkânsızlığıyla beraber kabul edilmesi gerekecektir. Böylece akıl yürütmenin herhangi bir aşamasında karşılaşılan ‘imkân’ ve ‘imkânsızlık’ sorunu zorunlu olarak bütün düşünme sürecinin doğruluğunu belirleyecektir. Bir veya daha fazla ‘imkânsızlık’ durumu, ilgili tüm akıl yürütme sürecinin ‘imkânsız’ sayılmasını sağlayacaktır.


Zorunlu olarak belirlenen o şeyin imkân ve imkânsızlık bilgisi kesin bilgiye dair yapılan değerlendirmenin aslî unsurudur. İmkânsızlık ortadan kaldırılabilen birşey olamadığı için zorunlu olacaktır. Bu zorunluluğu değiştirebilen herhangi bir durum varsayılabildiği anda düşünme sürecinin tüm baştan ele alınması zorunlu hale gerekecektir.


‘İmkânsızlık’ aklen dış dünyadan, tecrübeden veya diğer bilgi kaynaklarından bağımsız bilinebilir mi tartışması kadim bir tartışmadır. Hem tümel varlık tartışmalarında hem de dış dünyada tek tek olanların varlık ve bilgisine dair tartışmaların zemininde yer alır. ‘Bilinme imkânı’ bilinmeyen ya da bilinemeyeceği ileri sürülen bir şeyin ‘varlığı’ hakkında da aynı iddia söylenmiş olacaktır.


Bu da herhangi bir kavramsal veya yargısal düşünmenin sürdürülebilmesini engelleyecektir. Halbuki ‘bilinen’in doğru ya da kesin bilgi olma imkânı bizzat kendisinin ya da aksinin imkânsızlığının bilinmesine dayanmaktadır. Hiç mümkün mü yoksa değil mi sorusu da, zıtların birarada bulunamaması ilkesi üzerinden cevaplanacaktır.


ÖZET


İmkânsızı bilmek imkânı bilmekle doğrudan ilişkilidir. İmkânsız, zorunlu olarak imkânın zıddıdır. İmkân ve imkânsızlık zorunluluk açısından açık ve seçik bilinmelidir.








Comments


bottom of page