top of page

Bilim Nübüvveti Görmeli

HAKAN YALMAN


Peygamberler insanlık tarihinin ve gerçekliğinin kökü kabul edilmeli. Hz. Âdem ile başlayan bir tarih anlayışında insan ve insanlık gerçekliğinin temelini ontolojik anlamda da peygamberler oluşturuyor. Özellikle Göbeklitepe ile ortaya çıkan, insanlığın en temel ihtiyacının inanç olduğu gerçekliği bu durumu daha netleştirdi. Günümüz bilim ve felsefesinin nübüvvet ve semavi kitaplar olmaksızın insan psikolojisi, tarih, siyaset ve ekonomi gibi alanlarda teorik bir zemin geliştirmesi imkânsız gibidir.



Ancak ısrarla seküler ve rasyonel olma gayreti ve bunun sonucunda dinler ve peygamberleri dışlama çabası bilimin en temel eksikliğini oluşturuyor olsa gerek. Ontolojik bir yaklaşımla insanı anlama arayışının gereği, tarihî süreçte varlığı inkâr edilemeyecek netlikte ve insan üzerindeki etkileri çok açık olan peygamberleri gözardı etme çabasına girmek değil, onları doğru tanımlamak olmalıdır. Metafizik ya da aşkın gibi kavramlarla gözlem alanının dışında kaldığı düşünülen boyutların varlık ile irtibatı peygamberler aracılığı ile sağlanıyorsa, bu çok net bir varlık verisidir. Bunu ontolojik alanın dışına itme çabası, çekim yasasını inkâr ederek uzay bilimi yapma çabasından farksızdır. İnsaf, aslında bilimin duyduğu en önemli ihtiyaç olsa gerektir. Objektif, seküler, reel olma gibi çabaların hiçbirinin doğruya doğru şekilde ulaştırmadığı net olarak görüldü.


Fiziğin de mecburi bir süreçle metafizik alanlara girdiği bu dönemde bilimsellik alanına nübüvvetin ve semavi kitapların da dahil edilmesi artık insaf gereği olmuştur.


İnsanlık tarihinin yeniden yazılması lüzumu dile getiriliyor. Yeni verilerle ortaya çıkan bu ihtiyaç aslında bilimin geleceğinin de yeniden planlanmasını gerekli kılıyor. Bu süreçte bilim ve bilimsellik adı altındaki tüm yüklerinden kurtulmakla varlık sorgusu daha sağduyulu bir alana taşınmalı. İnsana ve hayata dair herşeyi; sevgiyi, derin duyguları, aşkın olana ulaşma arzusunu ve benzer kavramları da bu sorgulama alanına dahil etmek zorunluluk haline gelmiştir.

Bu, eşyanın doğru sorgulanması, varlığın doğru tanımlanması ve insan gerçekliğinin doğru anlaşılmasının vazgeçilmezidir.



ÖZET


Dinler ve peygamberleri dışlama çabası bilimin en temel eksikliğini oluşturuyor olsa gerek. Ontolojik bir yaklaşımla bilime düşen, insanlık üzerindeki etkileri çok açık olan peygamberleri gözardı etmek değil, onları doğru tanımlamak olmalıdır. İnsaf, bilimin duyduğu en önemli ihtiyaç olsa gerektir.


Comentarios


bottom of page