top of page

Altın Oran: Mesaj Mı, Yalan Mı?

ADNAN ŞİMŞEK


Bir gün; bir matematikçi, bir sanatçı ve bir mühendis, ‘altın oran’ konusunda sohbete başladılar.


Meraklı bir genç de onları dinliyordu.

Matematikçi, “Altın oran, matematik ve geometrik özelliklerle ilgilidir ve birçok sanat eserinde kullanılmıştır. Phi veya Φ olarak da bilinir. Bilimsel olarak tanımlanmış matematiksel bir kriterdir ve 1.618 olarak ifade edilir. Bu oran, tabiatta da sıkça görülmektedir” dedi.


Sanatçı, “Ben de sanat eserlerimde bu oranı kullanırım. Bu sayede daha estetik ve dengeli görünümler elde ederim” diye ilave etti ve mühendise sordu:

“Sen mühendissin, peki senin altın oranı kullanma sebebin ne?”


Mühendis gülümseyerek cevap verdi:

“Benim için önemli olan, statik ve estetik açıdan yapıya sağladığı faydadır. Bir yapıdaki kolonların boyutları veya çapları altın orana uygun veya yakın belirlenerek dengeli bir dayanıklılık sağlanabilir. Veya bir yapıda uzunluklar, yükseklikler, en-boy oranları belirlenirken altın oran hesaba katıldığında dengeli ve estetik bir görünüm elde edilir.”


Genç, bu samimi sohbet ortamını sevmişti. Sanatçıya merakla sordu:

“Altın oranı biraz açar mısınız, tabiattaki örneklerinden bahseder misiniz?”

Derin bir nefes alan sanatçı, “Memnuniyetle” diyerek anlatmaya başladı:

“Şu salonu örnek göstererek anlatabilirim. Salonun eni 10 m, boyu 16.18 m. ise, boyu ene böldüğünüzde 1.618 rakamı karşınıza çıkar. Ya da en ve boy toplamını boyuna bölerseniz yine 1.618 rakamı elde edersiniz. O vakit bu salonun ebatı altın orana uygun deriz. Ya da eni 8 m. boyu 13 m. ise; 13/8=1.625 veya 21/13= 1.615 çıkar ki, o zaman buna altın orana yakındır deriz.


Matematikte iki miktardan büyük olanın küçüğe oranı ile miktarların toplamının miktarların büyük olanına oranı aynı ise, buna ‘altın oran’ denilmektedir.

İnternette; insan vücudu ve altın oran, bitkiler, arılar, örümcekler, deniz yıldızı, yengeçler, deniz kaplumbağası vb. ve altın oran diye yazarak bir arama motorundan girerseniz, birçok ilginç görseller ve videoları bulabilirsiniz. Ayrıca Fibonacci dizisi hakkındaki yazıları okumanı ve videoları izlemeni tavsiye ederim.”

Sanatçı, bu açıklamalardan sonra, “Rahatça ulaşacağın örneklerden ziyade, yeri gelmişken altın oran konusunda yanlış anlaşılan bir hususa değinmek isterim” dedi gence ve devam etti:


“Bir arkadaşım ‘Altın oran kutsal bir mesaj mı, yoksa bir yalan mı?’ diye sormuş ve devamla, bir fincan bitkisini örnek göstererek demişti ki:

‘Saat yönü ve saat yönünün tersine olan sarımlarının oranı 13’e 8. Bu oran ise, 1.625 sayısına eşittir. Eğer 1.625’i de altın oran sayacaksak, zaten sonsuz miktarda sayıyı altın oran olarak sayıyoruz demektir.’


Arkadaşıma dedim:

‘Altın oran ne kutsal bir mesajdır, ne de bir yalan. Kutsal kitabımızda altın oranın ilâhî bir mesaj olduğuna dair bir âyet mi gördün?

Altın oranı yerçekimi sabitesi gibi görürsek, bu yanılgının ortaya çıkması kaçınılmaz. Yerçekiminin şiddeti birazcık daha güçlü ya da zayıf olsa, evren ya yıldızlar oluşmadan içine çökecek ya da dağılacak, yaşam ortaya çıkamayacaktı. Ne bu çiçek olacaktı, ne kâinat. Şayet kutsal arıyorsan, daha bunun gibi yirmi kozmolojik sabite üzerinde biraz düşün. Düşününce anlarsın ki, işe yarar her bir olay o işin olmasını olmamasına tercih eden bir irade, ilim ve kudretin varlığını zorunlu kılar. Düşününce, mutlak ilim kudret ve irade sahibi bir Yaratıcı bunu yapmıştır diye anlarsın. Altın oranın değil, ama tabiatın kendisinin kutsal bir mesaj olduğu yaklaşık sekizyüz âyette önemle hatırlatır Rabbimiz. Yeter ki O’nun mesajını okumak için biraz zahmet edelim.


Altın orana sahip veya bu orana yakın nesneler fayda sağlamasa, altın oran olardan ilham alınarak mimaride, mühendislikte, estetikte kullanılmazdı. Bu eserler ortada ve yenileri de ilave ediliyor. Yüz estetiği konusunda çalışan doktorlar altın orandan faydalanıyor. Altın oran yalandır deyip mimarların, mühendislerin, doktorların altın oran uygulamalarını ‘sahtekârlık’ olarak tanımlamak absürt olmaz mı? Altın oranı yerçekimi sabitesi gibi görme yanılgısına düşersek, bir fincan çiçeğinde bu oranın 1.618’e uymadığını delil gibi gösterip, mal bulmuş mağribi gibi davranırız.

Fakat şimdi ben soruyorum: Fincan çiçeğine baktığında ne görüyorsun? Sanatlı bir eser mi, basit ve rahatsızlık veren bir süprüntü mü?’


Arkadaşım, ‘Oran 1.625 olsa da olağanüstü güzellikte bir sanat eseri’ diye cevap verdi. Dedim ki:

‘Sanat sanatkârsız, bina ustasız olmaz. Böyle bir sanatı sen yapabilir misin? Becerikli, bilinçli, gören, işiten bir insan olarak senin yapamadığın bu çiçeği sağır ve kör doğa yapabilir mi?


Ayrıca, bir ustanın yaptığı bina altın orana uygun olsa da olmasa da, binanın kendiliğinden, tesadüfen veya doğal seçilimle olmayacağını bilirsin. Çünkü bilinç gerektiren bir işi bilinçsiz malzemeler yapamaz. Bilinçsiz bileşenlerin katılımıyla bilinçli bir bileşkenin ortaya çıkabileceğini hangi akıl kabul eder? Eser varsa usta, seçilim varsa seçen bir bilinç sahibi olmazsa olur mu?’”


Sanatçı, sonra gence altın orana dair bazı örnekler vermeye başladı:

“İnsan vücudunda ve yüzde birçok altın oran örneğini görebiliriz.

İnsan vücudunda, parmak ucu-dirsek arası. El bileği-dirsek arası. Omuz hizasından baş ucuna olan mesafe. Göbek-başucu arası mesafe. Omuz hizasından baş ucuna olan mesafe. Göbek-diz arası. Diz-ayakucu arası...


Yüz estetiği çalışmaları sırasında yüzün daha güzel ve göze hoş gelmesi için altın orandan destek alınıyor. Yüz için altın orana uygun bazı ölçüler var. Yüz uzunluğunun genişliğinden 1,618 kat daha uzun olması, yüzde bulunan kısa uzunluklar büyük uzunluklar ile orantılandığında bu değerin 1.618 çıkması gibi.”


Tam da burada genç bir soru sordu:

“Yüz ve vücut ölçülerimde altın oran yoksa çirkin mi sayılırım?”

“Kesinlikle hayır,” dedi sanatçı. “Altın orana yakınlık veya uygunluk ilk bakışta etkileyici ve hoşa giden bir algı uyandırabilir. Güzellik yarışmalarında altın oranın estetik algı üzerindeki etkisi, jürilerin görsel uyum ve estetik değerlendirmelerinde etkili olabilir. Fakat birini uzun vâdede hoş bulmak bakış açısı ve değerler ile ilgilidir. Kısacası, güzellik deride değil, gönlün derinindedir.”

Sanatçı sonra altın oran konusunda tabiattaki birçok örneği anlatmaya devam etti, ama vakit hayli ilerlediği için konuşmasını noktalamak zorunda kaldı.


Giderayak mühendis bir soru sordu:

“Tabiattaki orantılı ve sanatlı sayısız eser, büyük resimde size neyi gösteriyor?”

Ve bu sorunun ardından konuşmaya devam etti:

“Anlatılanlar gösteriyor ki; kâinat içiçe tasarımlarla dolu devâsâ bir tasarım. Tasarım, aynı zamanda bir tasarımcının varlığına işaret eder. Çözüm üreten birçok meslek grubu altın orandan faydalanıyor. Bina mimarını, mühendisini gösterir. Tabiattaki orantılı, estetik sanatlar da sanatkârını gösterir elbette. Canlılarda görülen orantılı, dengeli, sanatlı yapıların elbette tasarımcısı kim?”


Mühendis, malumattan bilgiye, bilgiden hikmete götürecek bir soru sormuştu. Dikkatle sohbeti dinleyen genç sessizliği bozarak söze girdi:

“Dikkatle bakıldığında görülecek nice gizemli esere dair bir seyahat yaptık biraz önce. Görüyoruz ki, tabiatta düzensizlik ve israf yok. Hayret ve hayranlık uyandıracak derecede ölçülü, orantılı, gayeli, dengeli, faydalı, âhenkli bir akış var. Elbette bütün bunlar, kâinatı yapan Yaratıcının ilim ve kudretinin herşeyi kuşattığını gösteriyor. Ne işi var ki atomların güzellikle, sanatla, oranla? Ya da gayeli, dengeli, faydalı, âhenkli eserleri yapabilme bilinci mi var atomlarda? Nereden bilebilirler sistemi, geometriyi ve hesabı? Tabiattaki orantılı, sanatlı eserler ve tasarımlarındaki mükemmellik, elbette bir tasarımcının varlığına işaret ediyor.”


Düzenlilik, oran, denge, sistem...

Genç bu kelimeleri vurgulu şekilde söyledikten sonra bir müddet sustu ve ardından son sözünü söyledi:

“Dallardaki yaprakları dizen kudret ile uzaydaki yıldızları bir düzen içinde yörüngelerinde gezdiren kudret ve arıyı, karıncayı, insanı hücrelerle yazan kudret bir.”

Gencin yorumları üzerine bir müddet sessizlik oldu.

Ardından, takdir ve tebrik ile sohbet tamamlanmıştı...


ÖZETLER


Altın orana sahip veya bu orana yakın nesneler fayda sağlamasa, altın oran olardan ilham alınarak mimaride, mühendislikte, estetikte kullanılmazdı. Bu eserler ortada ve yenileri de ilave ediliyor. Yüz estetiği konusunda çalışan doktorlar altın orandan faydalanıyor.


İnsan vücudunda ve yüzde birçok altın oran örneğini görebiliriz. Parmak ucu-dirsek arası. El bileği-dirsek arası. Omuz hizasından baş ucuna olan mesafe. Göbek-başucu arası mesafe. Omuz hizasından baş ucuna olan mesafe. Göbek-diz arası. Diz-ayakucu arası... Yüz için de altın orana uygun bazı ölçüler var.


Düzenlilik, oran, denge, sistem... Dallardaki yaprakları dizen kudret ile uzaydaki yıldızları bir düzen içinde yörüngelerinde gezdiren kudret ve arıyı, karıncayı, insanı hücrelerle yazan kudret bir.



Comments


bottom of page