7. Sayı - Küçük Olaylar

Güncelleme tarihi: 2 gün önce


Beş gram, yirmi kuruş

- Pazardaydı, tezgâhtaki fasulyelerden seçip bir poşete koydu ve bir kilo fasulye istedi pazarcıdan. Terazi, 995 gramı gösteriyordu. Pazarcı, 1000’e tamamlamadan aldı ve “Buyrun” diye uzattı müşteriye. Beş gram yüzünden, 995 gram fasulye verdiği bir alışverişi harama bulamıştı.


- Başka bir tezgâhta, karadut alıyordu bir müşteri. Suyu akacağı için sağlam bir plastik kaba koymak en doğrusuydu. Tezgâhtaki kadın kabı teraziye koydu ve kepçeyle dutları kaba yerleştirdi. Dijital terazi 1000 gramı gösteriyordu. Müşteri, “Tamam, oldu” dedi, ama tezgâhtaki satıcı kadın itiraz etti ve bir kepçe daha koydu. “Kabın ağırlığı var” dedi, “onu da hesaba almam lâzım. Kazancıma haram bulaşsın istemem.”


- Bir başka tezgâhta, üç kilo domates tartıyordu bir pazarcı. 50 gramlık bir eksik vardı ve domatesler irice olduğu için kiloyu tam tutturmak imkânsıza benziyordu. Satıcı poşete koymak için eline bir domates daha alırken, müşteri, “Tamam sayılır o” dedi, “fazla olacak, koymayın lütfen.” “Ama eksik vermiş olacağım, helal olmaz” dedi satıcı. “Sen yapsan olmaz, ama ben dediğim için olur” dedi müşteri. Satıcı yine de o domatesi koydu. “İçim rahat etmez.”


- Bir fırından birkaç çeşit unlu mamul alıyordu bir müşteri. Hepsini aynı kutuda toplamıştı. Teraziye koydular. 47 lira 80 kuruş tutuyordu. 48 lira dedi tezgâhtar. Müşteri, 50 lira verdi ve ‘47 lira 80 kuruş tutuyor’ deyip 20 kuruşu daha istedi.

- Müşteri dışarı çıkmıştı. Dışarıda bekleyen eşine olayı anlattı ve “50 liraya yakın tutar diye hesaplamıştım, bana doğru rakamı söyleseydi, üstü kalsın deyip 50 lirayı bırakacaktım, niyetim oydu” dedi ve ekledi. “Bir daha buradan alışveriş yapmaktan çekinirim.”


- Bir arkadaşıyla da helale haram bulaştıran küçük tamahkârlıklar üzerine konuşuyorlardı o gün. Arkadaşı, otuz sene önce yeni taşındıkları bir semtte benzer bir yuvarlama sebebiyle alışverişi bıraktığı bir dükkândan söz etti. “Başkaları da benim gibi düşünmüş olmalı ki” dedi, “o üç kuruş, beş gramları kâr edinen adam çok devam edemedi; kapandı dükkânı.”


- “Yanlışının cezasını daha bu dünyada görmüş” dedi diğeri. “Ama burada görmese de öte dünyada haram her kuruşun ve gramın hesabı yine onu bekliyor olacaktı” diye de ekledi.


- Bir dergiye getirdi diğeri sözü. Dergideki bir yazıdan çok etkilenmişti. ‘Adaletli olmanın’ ne kadar hassasiyet gerektirdiğini öğrenmişti o yazıdan. “Birisinin hakkını tam olarak vermeyen kimse daha az adalet etmiş değil, düpedüz haksızlık etmiş olur” diyordu yazar.


- Medyen kavmini konuştular sonra. Alışta ve verişte yaptıkları hilelerle, helal ticareti kendileri için nasıl haram bir işe dönüştürdüklerini...

- Ve konuşmaları, mesele hak olunca, küçük birşey yok diye ilerledi...


0 görüntüleme0 yorum